‘AK Parti’nin bu süreçle uzaktan yakından alakası yok’
CHP'deki son gelişmeleri Gürsel Tekin ile konuştum. Bu süreçte çok üzüldüğünü ve çok büyük iftira ve yalanlarla karşılaştığını söyleyen Tekin sözlerine şöyle devam etti: 'Israrla bizim kayyum olduğumuzu ifade ettiler. Bize kayyum yaftası yapıştırdınız, şimdi ise kendiniz mahkemeden çağrı heyeti...
CHP'deki son gelişmeleri Gürsel Tekin ile konuştum. Bu süreçte çok üzüldüğünü ve çok büyük iftira ve yalanlarla karşılaştığını söyleyen Tekin sözlerine şöyle devam etti:
"Israrla bizim kayyum olduğumuzu ifade ettiler. Bize kayyum yaftası yapıştırdınız, şimdi ise kendiniz mahkemeden çağrı heyeti talep ediyorsunuz. İnsanda biraz vicdan olur! Bizim durumumuz da bir mahkeme kararıydı, madem öyle bunu neden kabul etmediniz? Bakın, bugün bütün medyada Özgür Özel'in çağrı heyeti teklifinde bulunduğu haberi var. Biz de çağrı heyetiydik. Yani 'çağrı heyeti' bu kadar kötüyse, Özel niye şimdi aynı teklifte bulunuyor? Burada açık bir tutarsızlık var. Sonuç itibariyle, Türkiye'nin gerçek gündemiyle meşgul olmamız gerekirken bu parti içi tartışmalarla zaman kaybetmek hoş bir durum değil. Seçmenimiz de vatandaşımız da bu tablodan rahatsız. Ancak kısa süre içerisinde bu sorunların üstesinden geleceğiz; bu iddiaları ortaya atan ve kriz çıkaran arkadaşlarımızı ayrıştırıp yolumuza devam edeceğiz Tedbir kalktığında kurultayı da yapacağız ama mevcut delegelerle değil. İstanbul'da 196 delege şu an zaten tedbirli. 163 delege soruşturma dosyasında yer alıyor. 46 delegemiz tutuklu, 26 delege AK Parti'ye geçmiş durumda. Yani ortada yasal delege yapısı kalmamışken, hangi delegeyle kurultay yapmak için çağrı yapıyorlar anlamıyorum."
ÖNCÜ OLACAĞIZ
Gürsel Tekin'e "Böyle bir ortamda CHP'nin arınabileceğini düşünüyor musunuz?" diye sorduğumda ise şöyle cevap verdi:
"Arınmayı sadece kendi partimizde değil, tüm Türkiye'de başaracağız. Bugün Türk siyaseti ağır bir tıkanmışlık ve kriz yaşarken, bu arınma hareketini bütün siyaset kurumunda hayata geçirmek zorundayız. Biz en azından bu büyük temizliğin öncüsü, lokomotifi olacağız. Bu süreçte partiden ihraçlar da kaçınılmazdır. Tüzük bu konuda çok açık ve nettir; siyasi partilerin anayasası kendi tüzükleridir. Peki, tüzük hangi hallerde disiplin kurulunu işletir? Birincisi yüz kızartıcı suçlar, ikincisi ise yolsuzluk. Kim yüz kızartıcı bir işe karışmışsa, kimin adı yolsuzluğa bulaşmışsa gözünün yaşına bakılmayacak, CHP'den derhal ihraç edilecektir."
OĞUL, İHANET EDER Mİ?
Tekin, Özgür Özel'in grup toplantısında Kılıçdaroğlu'na yönelik kullandığı ağır ifadeler hakkında ise şunları söyledi: "Bu kadar ağır laflar söylendikten sonra, hiçbir şey olmamış gibi davranılamaz. Ortada çok net ve büyük bir disiplin suçu var. Üstelik bu suç sadece o sözleri söyleyenleri değil, sessizce dinleyenleri de bağlar. Sizi var eden, bu partiyi bugünlere getiren eski genel başkanınıza yönelik, grup toplantısında bile bu denli fütursuzca cümleler kuruluyorsa ve siz buna tahammül edip müdahale etmiyorsanız, o sözlerin açıkça suç ortağısınız demektir. Özgür Özel, zamanında Sayın Kılıçdaroğlu'na en yakın isimlerden biriydi. Bugün çıkmış grup toplantılarında, ekranlarda, 'Yok polislerle geldiler, yok bize şunu yaptılar' diye mağduriyet devşirmeye çalışıyorlar. Oysa dün Özel ile Kılıçdaroğlu geçmişte baba-oğul gibiydi. Sayın İmamoğlu da öyleydi. Şimdi ben soruyorum: İnsan 'baba' dediği insana bunları reva görür mü? Bu sözleri söylemeye dili nasıl varır? Oğul babaya böyle ihanet eder mi? Bu yapılanlar ne CHP'nin köklü siyasi kültürüne sığar ne de bizim Anadolu geleneklerimize, vicdanımıza uygundur. Vefanın olmadığı yerde siyaset de olmaz, insanlık da kalmaz."
UCUZ SİYASET
Özel'in CHP'nin yaşadığı bu süreci AK Parti ile ilişkilendirmeye çalışmasını ise Gürsel Tekin şöyle değerlendirdi:
"Açık ve net söylüyorum: AK Parti'nin bu süreçle uzaktan yakından, hiçbir alakası yok. Bizim de bu tezgahla en ufak bir ilişkimiz olamaz! Ortaya tek somut belge koysunlar, bu ülkeyi terk ederim! Bırakın belgeyi, hem benimle hem de arkadaşlarımla ilgili tek bir haklı delil göstersinler, siyaseti bırakırım. Yahu insanda biraz insaf olur! Şikayet eden CHP'li, şikayet edilen yine CHP'li! Üstelik kim bu şikayet edenler biliyor musunuz? Sayın Özgür Özel gibi düşünenler, yani sözüm ona 'değişimci' olup Sayın Kılıçdaroğlu'na muhalefet eden partililer. Alın bakın size isim; Bursa İl Başkanı orada, Özkan Yalım orada, Turgut Koç orada... Daha sayılabilecek bir sürü insan var. Yani bu davanın arkasındaki aktörlerin tamamı, bugün mağdur edebiyatı yapanların öz be öz kendi arkadaşları! Davayı açan onlar, mahkemeye bilgi ve belge taşıyanlar yine onlar! Şimdi kendi içlerindeki bu hesapsızlığı, bu kavgayı örtbas etmek için kalkıp 'O yaptı, bu yaptı' diyerek suçu başkasına atıyorlar.
Bu çok ucuz ve kolaycı bir siyasettir. Kimse kusura bakmasın, ortada asla AK Parti ile ilişkilendirilecek bir süreç yok. Davayı açan kim, davalı olan kim? Aktörlerin hepsine somut olarak baktığınızda gerçek zaten kabak gibi ortada! Kendi kendinizi ihbar edip, sonra dönüp başkalarını suçlayamazsınız!"